Dört, beş yaşlarında ölümden çok korkardım. Uyumak için odama çekildiğimde bir türlü gözüme uyku girmezdi. Uyursam, sabaha tekrar uyanamayacağım gibi geliyordu bana... Annem “Oğlum neden uyumuyorsun?” diye sorduğunda; “Uyanamamaktan korkuyorum anne! Ölmek istemiyorum çünkü daha yapacak çok şeyim var!” derdim. Çoğu çocuk gibi annemin babamın yanında yatmak çok hoşuma giderdi ama en çok babamla uyumak... Onun yanında yatmak bana rahatlık verirdi, güven verirdi.
İş Adamı Olacak Çocuk, Stratejisinden Bellidir
Çocukken mızmız bir küçük adamdım. İstediklerimi yaptırmak için gerekiyorsa ağlamaktan çekinmiyordum. Hoşuma gitmeyen ne varsa, kendi mini stratejime göre uygun bulduğum: mızmızlanma, ağlama hatta ve hatta duygu sömürüsü yapma planlarımı uygulamaya geçiriyor, ne istiyorsam elde ediyordum. Bu küçük adam sendromunu bugün eleştirel bakışla irdelediğimde dahi, başarıyı yakalama yolumda itici etkisi olduğuna inandığım hırsımın, minik tohumlarının o günde atıldığı sonucuna varıyorum. O tohumlar yeşillendi, filiz verdi, sonuçta sosyal, siyasal ve ticari alanda büyüyen bir Yusuf Bahar yarattı...
Başımın Üzerinde Işıl Işıl Bir Çadır
Ailede her zaman ağabeyimden daha çok sevilen ve el üstünde tutulan çocuk oldum. Ağabeyim, annem, babam beni sevgiyle yıkadılar, onların sevgileriyle donanıp hayata hazırlandım. Onlar için her zaman, ailemizin ufağı oldum. Başımın üzerinde hiçbir zaman Demokles’in kılıcı gibi sallanmadı ailem, güven, sevgi ve anlayışla örülmüş koruyucu bir çadır oluşturdu. Öyle bir çadırdı ki bu, özgürce yıldızları görmeme, düşlerimi, hayallerimi yaşamama izin veriyordu. Sevgisiyle sımsıcak, ilgi ve şefkatiyle bunaltmadan çepeçevre kuşatıyordu beni...
Televizyon Çocuğu Harikalar Diyarında
Çocukluk yıllarımda televizyon seyretmeyi çok severdim. Ailemle gittiğimiz yerlerde, televizyon programlarıma göre hareket eder ve ailemin de etmesini sağlardım. “Hadi anne kalkalım, taş devri başlayacak!” diye mızmızlanırdım. Göz yaşı yok ama ağlama efekti dolu olan seslerle aileme günü zehir ederdim. Büyüyünce oyuncu eksperi mi olacakmışım ne! Hayallerim, çocukluğumun cam ekranından zihnime yansıyanlar, oyuncular, sosyal yaşam imajları, davetler, sohbetler, yemekler, eğlenceler, efektler, palyaçolar... Televizyon çocuğu büyüdü ve hayallerini şiirlerle, şarkılarla, öykülerle besledi ve kutuladı. Kurdelelerle süsledi. Şimdi “organizasyon” şirketiyle, insanlara armağan ediyor.
En Özel Armağanım
En sevdiğim ve beni en mutlu eden armağan, babamın doğum gününde aldığı oyuncak “robot”... 25 yıl önce bana armağan edilen robotum, hala evimin en güzel yerinde benimle birliktedir.
|