“Mekteb-i Sultani”den Hayat Okulu’na
Babam yardım severdi. En büyük ideallerinden birisi, kimsesizlere okul ve barınma imkanı sağlamaktı. Kimsesiz çocuklara karşı ayrıca bir hassasiyeti vardı. Çok küçük yaşlarda babasını kaybetmişti. Babasızlığın ne demek olduğunu, mücadelenin ne olduğunu çok iyi bilirdi. Daha o küçük yaşlarda, kardeşine ve annesine bakmak gerekliliğinin bilinciyle Galatasaray Lisesi’nde okurken, eğitimini bırakmak zorunda kalmıştı. Hayat okuluna başlamanın zamanıydı. Kendini ticaretin içinde buldu.
Baba Olmak; Evlatlarını Ezdirmemek Demek!
Babamla ilgili anılarım belleğime öylesine kazındı ki, sanki daha dünmüş gibi, sanki ben babamın hala küçük oğluymuşum gibi... En unutamadığım anılarımdan biri: Altı-yedi yaşlarındaydım. Apartmanımızın önünde arkadaşlarımla top oynarken, babam da üst katta balkonda oturuyor bizi seyrediyordu. Bir anda arkadaşlarımdan biri kasıtlı olarak çelme takıp beni yere düşürdü. Ayağa kalkmamla birlikte, bir de bana bir tokat patlattı. Tokadı yememle babamın, asansörsüz apartmanımızın dördüncü katından aşağıya inmesi neredeyse aynı anda oldu. Bana tokat patlatan arkadaşıma o da ciddi bir tokat patlattı. Beni korumuştu. Evlatlarına, ailesine zarar veren her türlü etkene kalkan gibi duran bir aile babasıydı.
Yolu “Güven”e Çıkan Sinema
Bu kez, 11-12 yaşlarındaydım. Orta okula yeni başladığım günlerden birinde, gündüz arkadaşlarımla sinemaya gitmek için izin istedim. Çok zor izin alabildim. Annemin baskıları sonucu aldığım izinle sinemaya gidebildim. Sinema dönüşü bir ara arkama dönüp baktığımda bir de ne göreyim; Babam beni takip etmiyor mu! Sinemaya girmişim, girmeden önce takip edilmişim, sonrasında sinema bitinceye kadar beklenmişim ve eve giderken de takip edilmeye devam edilmişim. Arkadaşlarıma bir şey söylemedim elbette sadece içimde utanç hissettim gizli gizli...Utancın nedeni, babamın bana karşılıksız güven duymasını beklerken, onun güvenini hak ederek kazanmam gerekliliğini hissetmiş olmamdı, yoksa beni takip etmesi değil... O günden sonra bir daha böyle bir şey olmadı çünkü babam küçük oğlunun, onun güvenini boşa çıkarmadığına inandı. Bunu kendi gözleriyle gördü. Yusuf Bahar büyüdükçe insanların ona güveni de büyüdü.
|