Ana Sayfa | Yaşamım | Sosyal Çalışmalarım | Siyasi Kariyerim | Büyükada Yıllarım | Mesleki Çalışmalarım | Yorumlar | Haberler | Linkler | Fun Club | Galeri | İletişim
   Şans, Kader, Kısmet [S1]  [S2]  [S3]  [S4]  [S5]  [S6]  [S7]  [S8]  [S9]  [S10]  [S11]  [S12]  [S13]  [S14]  [S15]  [S16]

Soğuk bir kışın tam göbeğinde, Şubat ayının on altısında dünyaya geldim. Yıllardan 1972... Gelirken beraberimde teknolojiyi mi sürüklemişim yoksa eğlence sektöründe de laf sahibi olacağım o zamandan mı belli bilinmez, doğumumla beraber evimiz siyah beyaz televizyonu dört duvarı arasına almış. Televizyon getiren çocuk, televizyonla gelen çocuk ama en güzeli bana “Televizyon Çocuğu” denmesi ve şanslı olduğumun da söylenmesi... Günde sadece üç saat yayın yapan siyah beyaz ekranın pür dikkat izleyicisi bir çocuk, çizgi film ve reklamlar hiç kaçar mı? Peki ama neden reklamlar, tanınmak, parmakla gösterilmek ve marka olmak! Benim geleceğim, şansım, kaderim, kısmetim mi! Evet!

Serpildikçe Renklenen, Filiz Veren Yıllar

Çocukluk dönemi kimse tarafından unutulmuyor. Kundakta bir bebekken farkına varamadığımız koskoca bir yaşamın ilk basamakları, dillendikçe, hareketlendikçe velhasıl yaşadıkça, tırmanmaya geçiliyor. Çocukken insan, sahip olduğu güzelliklerin hep onunla kalacağını sanıyor, anne, baba, büyükanne, büyükbaba, ne istersen olurlar, sakın sen üzülmeler, yalnız değilsinler... Yıllar geçtikçe, o mutlulukların anıları, hüzünlü bir senfoniye dönüşüyor insan yüreğinde, bir daha yaşanmayacak, geri getirilemeyecek güzel anlar... Çocukluğum, geçmişin ötelerinden göz kırpıyor, sesine kulak vermem lazım. İçimdeki gücün kaynağı oralarda çünkü, beni şarj eden yıllar onlar çünkü, yaşamımdaki başarı mekanizmasının çarklarını o yıllar döndürüyor çünkü...

Aile Kitabının Sayfaları

Billur sesli Leyla Hanım ile Osmanlı Beyefendisi Besim Bey, büyük oğulları Murat ve küçük oğulları Yusuf’la kurdukları dünyada aile olmanın kitabını yazıyorlardı. Öyle bir kitap ki, sayfaları sevgi, saygı, güven ve mutlulukla dolu... Anne, baba ve iki evlattan oluşan dört kişilik çekirdek ailemin gözbebeği babam! Bir kraliçe, bir anaç arı misali annem, gücün, zarafeti, hoş görüsü, bitmez tükenmek bilmez sıcaklığı ile anneannem, kucaklayan mesafeli duruşu ile ağabeyim ve bütün bu güzellikleri itinayla özümseyen, kendine katan büyüyüp serpilen ben...

Geçmiş Zaman Olur Ki

Aile olgusu, adamı adam eden etkenlerin temel direği ise benim ailem benim yaşam kotramın yelken direğiydi derim... Onların sevgileri üfürdü yelkenlerimi rüzgara, onların güçleri tam yol verdi makine dairemde hayatıma... Deniz dalgalıydı, ufukta görünen okyanus karanlıktı, havada sis vardı, havada duman kokusu vardı ve benim hayatım görünmeyen bir ufka seyrediyordu. Can yeleğim ailem, daima beni suyun üzerinde tuttu. Şimdi ise dalgalara galip geldim, hayatımın “Tsunami”sine dimdik hazırım, güçlüyüm, ayaktayım...

Tasarım: M O T O R T U R K