Zorluklar içerisinde, bir yandan okula devam etmek bir yandan da çalışma hayatına atılmak ne derece sıkıntılıysa, iş öğrenmek ve para kazanmak ta bir o kadar ferahlatıcıydı. 1987-1989 yılları arasında, yazları dayımın eczanesinde çalışarak harçlık alıyordum. Harçlıklarımı biriktiriyor, okul zamanında kullanıyordum. İhtiyaçlarımı böyle karşılıyordum. Bir eczacı kalfası olmak, sağlık alanında da olsa ilaç satıp karşılığında para almak, benim ticari para ile ilk tanışıklığımı ve bana verilen kısmıyla da ilk içli dışlı oluşumu sağlıyordu.
Tarihin İlk Jeton Tüccarı
Mecidiyeköy’de merkezi bir yerdeydi dayımın eczanesi ve tam karşımızda bir telefon kulübesi vardı. Her gün onlarca kişi bizden jeton sorardı, o zaman cep telefonları yoktu. Bir gün dedim ki “Dayı, jeton alıp satalım mı?”, “ Oğlum ben uğraşamam” dedi. “Peki ben alsam ve satsam senin için sorun olur mu?” dedim. “Sorun olmaz tabi ki” dedi ve o gün harçlığımla on adet jeton aldım. Kazandıkça her gün bu sayıyı artırmaya başladım. Öyle bir zaman oldu ki; dükkana giren müşteri sayısını katlayan jeton satışları yapmaya başladım. Çok güzel paralar kazandım. Tam iki yaz dayımın yanında çalıştım ve jeton sattım. Hem sattığım jetonlardan edindiğim kar hem de dayımın verdiği harçlık sayesinde okul masraflarımı çıkarttım. Belki de tarihin ilk jeton tüccarı olarak, ticaret yapmanın nasıl bir şey olduğunu ve taze paranın el yakan sıcaklığını o dönemde keşfettim. Kazandığım parayı biriktirmek ve ancak gerektiği yerde harcamak, hele hele o parayı çalışarak kendim kazanmışsam daha bir önem kazanıyordu. Alın teriyle, kendi emeğinle elde edilen kazanç, kazançların en kutsalıydı. Hayatım boyunca da böyle oldu.
|